Teknoloji yıllar geçtikçe daha da ileriye gidiyor. Yıllardan beri hep konuşulan robotlar insanların yerini alacak sözü bir gün gerçek olur mu bilinmez ama insan hayatında teknolojik aletlerin bir çok şeyin yerini alacağı, bir çok yenilik getireceği yadsınamaz bir gerçeklik durumundadır. Teknolojinin eğitimde kullanımı üzerine de bir çok görüş bulunmaktadır. Hayatimizi kolaylaştıran teknolojinin eğitimde de oldukça yararlı olduğunu savunan görüşler kadar teknolojinin çocuklarımızın düşünme gücünü sınırladığını ve teknolojiyle fazla haşır neşir olan çocukların dikkat eksikliği, iletişim problemleri gibi sorunlar yaşadıklarını ortaya koyan düşünceler de sıklıkla konuşulmaktadır. Genel olarak başlıklar halinde belirtmek gerekirse eğitimdeki teknolojinin artıları ve eksileri şu şekilde sıralanabilir; Sınıfta teknoloji kullanımının artıları: 1- Verilerin toplanmasını ve raporlanmasını kolaylaştırır. 2- Anında bilgiye ulaşmamızı sağlar. 3- Farklılaştırılmış yönergeler sayesinde daha çok bireye ulaşılabilir. 4- Farklı öğrenme yöntemleri ortaya çıkmasını sağlar 5- Özel gereksinimler için yardımcı teknolojiler sağlar.
Sınıfta teknoloji kullanımının eksileri: 1- Teknoloji ileride öğretmenlerin yerini alabilir. 2- Öğrencilerin dikkati dağılabilir. 3- Başkalarının çalışmalarına erişimin kolay olması emek hırsızlığı gibi problemler doğurur. 4- Sınıf dışındaki teknoloji erişiminin eşit olmaması eğitimde fırsat eşitliği sorununu ortaya çıkarır. 5- Mahremiyet konusunda problemler olabilir.
Eğitimde teknolojinin kullanımı üzerine tartışmalar devam edecektir. Esas olan geleceğin teknolojik dünyasında, eğitime daha çok teknolojinin gireceğidir. Bizler de eğitimde teknoloji nasıl doğru kullanılır diye düşünmeli ve planlamalarımızı ona göre yapmalıyız. Son olarak şu anda Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Ziya Selçuk'un bakan olmadan önce yaptığı eğitimin geleceği konulu TEDx konuşmasını böyle bırakıyorum.
Uzaktan eğitim... Uzaktan eğitim pandemi sebebi ile hayatımızın içine tamamen girmiş bulunmaktadır. uzaktan eğitimi sosyolojik açıdan değerlendirmek te oldukça önemlidir.
Uzaktan eğitim sistemine geçişi
öncelikli olarak toplum için ele alındığında kesinlikle olumsuz ögeler
oluşturmaktadır. Öncelikli olarak bireyin ilk sosyalleştiği ortam olan aileden
başlamaktadır. Birey ailesel sorunlar, maddi ve manevi ögelerin içinde daha
rolünün yükseldiğini fark etmeden bir yandan eğitiminden verim alma
çabasındadır. Her aile bir ortamı aynı olmayacağından olumlu veya olumsuz
sonuçlar ortaya çıkabilir. Burada bireyin psikolojik durumları devreye
girmektedir. Aile bireye etki eden ilk kurumdur, ailenin olumlu yönde
hareketleri bireye de olumlu sonuçlar olarak yansır. Tarihsel bir analiz
yapılırsa; eski dönemlerde okuryazar oranının düşük olması, eğitim şartlarının
zor olması, insanların önceliğinin tarım olması o dönemlerde uzaktan eğitim
sistemini bir kenara bırakıp eğitim sisteminin olmaması insanlarda eğitimin bir
eksiklik gibi görülmemesine yol açmaktadır. Tarım yapmayanların toplumda daha
eksik görüldüğü dönemde uzaktan tarım gibi bir durum olsa ne kadar verimli bir
tarım olurdu? Her toplumda farklı dönemlerde farklı yaşayış biçimleri vardır.
Şimdiki teknolojik çağda okuryazar oranının bu denli yüksek olduğu dönemde
uzaktan eğitim kesinlikle verimsiz eğitim olarak kabul edilebilir. İlköğretim
çağındaki öğrenci birey ele alındığında teknolojik çağda öğrenim olarak en
önemli zamanları ve birebir eğitimin olmasını daha hızlı ve verimli bir öğrenim
aşamasının olacağı düşünülmektedir. İlk çocukluk dönemi çocuğun akran
ilişkileri ve öğrenme hızının en yüksek olduğu zamanlardır. Bu dönemleri
uzaktan eğitim ile almaya çalışan çocuğun verimsiz kalacağı söylenebilir.
Çocuğun bu eğitimin sonunda sosyalleşme konusunda yetersiz, öğrenme konusunda
yetersiz kalması muhtemeldir. Lise çağındaki bireylere bakıldığında; bireyler
kendilerini daha çok tatilde gibi davranmalarının sonucunda sokağa çıkma yasağı
gelmiştir. Aslında bu yasak onların uzaktan eğitim sisteminden faydalanmaları
için bir yol göstermedir. Çünkü ilköğretimde atılan öğrenme temelleri lise
çağında pekiştirilmektedir, kısaca lise çağı için eğitimin uzaktan veya
yakından olması değil bireyin hırs ve pekiştirme isteği sayesinde olacaktır.
Yakın tarihe bakıldığında liseye devam eden öğrenci sayısından hızlı bir artış
gözlemlenmektedir. Uzaktan eğitim sistemi kavramsal olarak lise çağındaki bireylere
nötr sonuçlar getirmiştir. Üniversite olarak bakılmak gerekirse; yakın çağa
kadar üniversiteye devam eden öğrenci kitlesinde hızlı bir artış söz konusudur.
2000’li yıllarla kıyaslandığında ciddi şekilde imkan ve bölüm olarak teknolojik
çağda bir artış söz konusudur. Hemen hemen her ilde üniversite olması ve bu
eğitimlerin uzaktan eğitime geçmesi kesinlikle verimsiz sonuçlara yol
açmaktadır. Meslek öncesi son temellerin atıldığı üniversite öğrenimi uzaktan
eğitimle zayıf kalacağından bireyin meslek hayatında zorlanmasına yol
açabilmektedir. Üniversite öğrencilerine verilen ödevlerin genele göre
verilmesi öğrenciler için kesinlikle olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Sokağa
çıkma yasağının bulunduğu dönemde evinde bilgisayar veya internet yönünden
sıkıntı çeken birey psikolojik olarak da olumsuz etkilenmektedir.
Önceki öğretim programları, programların
genel yaklaşımı içinde davranışçı yaklaşımın özelliklerini taşırken,
yenilenen/2004 öğretim programları ise daha çok açık olarak öğrenci
merkezli/yapılandırmacı yaklaşımı benimseme ve ona göre hazırlama durumu
gözlenmektedir. Önceleri daha çok genele bakılmasına karşın uzaktan eğitim ile
geriye doğru gidileceği muhtemeldir. Ekonomik olarak uzaktan eğitimi ele
alırsak; Karl Marx’a hak veririz. Kapitalizmin bireyler üzerine etkisini
eleştiren Marx bir piramitli toplum modelinden (hiyerarşi) bahsetmektedir.
Uzaktan eğitimle evinde internet veya bilgisayarı bulunmayan maddi yönden
durumu kötü olan öğrenci eğitimden uzak kalmaya mahkumdur. Bu sistem ile yine
piramidin üst bölgelerinde ki bireyler daha avantajlı durumdadır. Öğrencilerin
evlerine çekilmesi şüphesiz sokakları boş bırakmış, esnaflarda bu durumdan
payını olumsuz şekilde almıştır.
Uzaktan eğitimi eleştirel olarak ele
alacak olursak; Yenilenen öğretim programları öz olarak her çocuğu “özgün”,
“biricik” ve “saygıdeğer” bir birey olarak kabul etmekte, düşünme, problem
çözme, yaratıcılık, üzerinde durarak, araştırma, inceleme, sorgulama, plân
yapma, eleştirel düşünme, karar verme gibi üst düzey zihinsel süreçlerini
vurgulamakta, sadece ürün değil, süreci de değerlendirmeye çalışmaktadır.
Uzaktan eğitim öğrenci bireye öğretmensiz bu özellikleri sağlayamayacağından
yetersiz kalmaktadır. Her bireyin yeteneğine göre değil de daha yüksek
konumdaki mesleklere itilmesi birçok bireyin işsiz kalmasına sebep olmaktadır.
Oysa her birey yeteneğine göre hayatını sürdürse uzaktan eğitim keyifli ve
öğrenmeye açık hale gelebilir. Son olarak geçiş sınavlarına girecek öğrenciler
için her ne kadar olumsuz gibi gözükse de uzaktan eğitim onları evlerindeders çalışmalarına, soru çözmelerine daha çok
vakit kalmasını sağlamış, bedensel gündelik yorgunluk olarak olumlu yöndedir,
okula gidemiyorum diye üzülmektense rakiplerin de okula gidemediğini düşünüp
şartların eşit durumda olduğunu hatırlamalıdırlar.
Son olarak uzaktan eğitimle birlikte çok fazla teknoloji kullanan öğrenciler için teknoloji tehlikeli duruma da gelebilmektedir. İnternette çok fazla süre geçiren çocukların ve ailelerin bilgileri kötü amaçlı kişilerin eline geçebilmektedir. bununla ilgili benim de değerli hocalarımdan birisi olan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi olan Doç. Dr. Ali Murat Kırık' ın söylediklerine kulak vermek gerektiğini düşünüyorum.